Mehmet Cengiz, Bosna Hersek’te neden medya patronu oldu?

Cengiz Holding, son yıllarda Türkiye’nin farklı bölgelerindeki inşaat projelerinde çevre katliamlarına neden olduğu, anahtar teslim ihaleler aldığı ve vergi borçlarının silindiği gibi iddialarla sık sık gündeme geliyor. Holding, Dünya Bankasının raporuna göre dünyada en fazla kamu ihalesi alan üç şirketten biri.

Forbes Türkiye’nin 2020 yılında yayınladığı “en zenginler” listesine göre Cengiz Holding’in hak sahiplerinin toplamda en az 2,2 milyar dolarlık serveti bulunuyor. DW Türkçe Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ile beraber yürüttüğü araştırma projeleri Pandora Papers ve Panama Papers ile Cengiz’in servetini kısmen vergi cennetlerinde değerlendirdiğini de ortaya koymuştu.

Holding’in yönettiği onlarca şirketten birisi de 2004 yılında özelleştirilerek Cengiz Holding’e katılan Eti Bakır A.Ş. Sadece 2021 yılında bu şirketin devletten aldığı teşviklerin miktarı yüzlerce milyon lirayı buldu.

DW Türkçe’nin ulaştığı belgelere göre Eti Bakır A.Ş. Bosna Hersek’te 58 bin Bosna Hersek Markı (BAM), yani yaklaşık 29 bin euro sermaye ile Simurg Media adı altında bir şirket kurdu.

Ülkede yayınlanan medya raporlarına göre reklam gelirlerinin özellikle düşüşte olduğu bir yıl olan 2015’te kurulan Simurg Media’ya bağlı iki adet basın yayın organı bulunuyor: Günlük online haber sitesi Faktor ve haftalık siyasi dergi STAV.

Cengiz Holding nasıl Bosna’da medya sektörüne girdi?


Bosna Hersek ticari kuruluşlar kayıt sistemine göre
Simurg Media’nın sahibi ETİ BAKIR Anonim Şirketi

DW Türkçe’ye konuşan Bosna Hersek Gazeteciler Derneği Genel Sekreteri Borka Rudic, Simurg Media’ya ait yayınların ülke nüfusunun yarısını oluşturan Boşnak halkına yönelik yayın yaptığının altını çizerek “Ülkemiz küçük bir pazar ve Simurg Media, Bosna Hersek Federasyonu’nun sadece bir parçasına odaklanmış durumda. Sürdürülebilir bir medya olmak için kâr elde etme şansları yok” diyor.

Rudic’e göre bu durum, Cengiz Holding’in medya yatırımının ekonomik gelir elde etmekten daha çok “politik hedef odaklı” olduğunun da bir göstergesi.

Farklı iş alanlarında faaliyet gösteren şirketlerin medyaya girmesinin günümüzde olağanlaşan bir durum olduğunu söyleyen gazeteci ve akademisyen Can Ertuna ise bu durumun “salt gazetecilik ya da yayıncılıktan para kazanma amacı” taşımadığının altını çiziyor.

Cengiz Holding gibi uluslararası firmaların medyaya “kâr etmek için değil, iş ilişkilerinin bekâsı için girdiğini” düşünen Ertuna, “eğer yasal bir engel yoksa, kendileri ve kendilerini destekleyenler için bir etki ve nüfuz alanı yaratmak” amacında olabileceklerini belirtiyor.

Rekor ihaleleri Cengiz Holding aldı

Cengiz Holding 2012 yılından beri Bosna Hersek’in dört bir yanında rekor büyüklükte ihaleler alıyor. Sadece 2012 yılında üstlendiği iki otoyol projesinin toplam değeri 383 milyon dolar (yaklaşık 306 milyon euro).

Ülkeyi Adriyatik Denizi’nden diğer Avrupa ülkelerine bağlayacak olan 5C Otoyolu Projesi’nin ihalesini 2012’de alan Cengiz Holding, o dönemde ülke tarihinin en pahalı otoyol projesi olan ve tek seferde çıkılan ihalenin de kazananı oldu.

Şirket, 2018 yılında KDV dahil 67,3 milyon euroluk otoyol ihalesini aldı, 2020’de ise KDV dahil yaklaşık 208 milyon euro değerinde başka bir otoyol yapımı ihalesinin sahibi oldu. Haziran 2021’de de bisiklet yolu yapımı için 550 bin euroluk başka bir ihale kazandı. Son olarak Mart 2023’te tekrar ülke rekorunu kıran, KDV dahil yaklaşık 420 milyon euroluk yeni bir otoyol projesinin ihalesi Cengiz Holding’e verildi.

Projelerinin değeri Türkiye-Bosna ticaretinden fazla

Bir kamu şirketi olan Bosna Hersek Otoyol İdaresinin 2019-2023 yılları arasında ihaleye çıkarttığı projelerin toplam değeri 1 milyar 275 milyon euroyu buldu. Cengiz Holding ise bu projelerin değerinin yüzde 49’una denk gelen 627 milyon euroluk kısmını üstlendi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2022 yılında Türkiye ve Bosna Hersek arasındaki ticaret hacmi 900 milyon euroyu buldu. Gayrisafi yurtiçi hasılası 24 milyar euro olan ülkede, Cengiz Holding’in son 11 senede kazandığı ihalelerin toplam değeri ise bir milyar euroyu aşıyor. Bu projelerin finansmanının büyük bir kısmı Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile Avrupa Yatırım Bankası tarafından karşıladı.

Şirketlerin yurt dışında iş yapma koşullarını da dış politikadan tamamen bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Ertuna’ya göre, özellikle iyi ilişkiler kurulan ülkelerde “kamunun bir şekilde desteğini alan şirketlerin diğerlerine göre avantajlı oldukları aşikâr.”

“Parti propagandası yapıyor”

Avrupa Birliği desteğiyle 2020 yılında yayınlanan “Bosna Hersek’te Medya ve İletişimin Propaganda, Dezenformasyon ve Nefret Söylemi” adlı medya raporuna göre, Cengiz Holding’e bağlı STAV siyasi parti propagandası yapıyor. Rapora göre “SDA’ya (Demokratik Eylem Partisi) yönelik her türlü eleştiri, Boşnaklara ve devlete yönelik saldırılar” olarak gösteriliyor, ayrıca özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ı destekleyen yayınlar yapılıyor.

Ertuna’ya göre, Türkiye’deki mevcut ilişkiler ağına bakınca Cengiz Holding gibi firmaların “yurtdışındaki yatırımlarını destekleyen hükümetin faydasına ve kendi iş ilişkilerinin bekasına yönelik olarak medya yatırımı yapmaları” şaşırtıcı değil.

Uzun yıllardır Saraybosna’da yaşayan sosyolog Dirim Özkan ise 1990 yılında Bosnalı siyasetçi Aliya İzetbegoviç tarafından kurulan SDA partisinin İslamcı bir gelenekten geldiğini ve AKP hükümeti tarafından desteklendiğini belirtiyor.

“SDA yeni-Osmanlıcı sayılabilir”

SDA’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından desteklenmesinin en önemli sebebinin ideolojik olduğunu belirten Özkan, “SDA hatta yeni-Osmanlıcı sayılabilecek bir parti” görüşünde.

Özkan, “Bosnalı Sırpların abisi Sırbistan, Hırvatların abisi Hırvatistan iken Boşnakların, Müslümanların sırtını dayayabileceği kimse yok. Onların koruyucu abisi olarak Türkiye konumlanıyor” diyor. Ancak Özkan’a göre Türkiye, Bosna Hersek ekonomisi açısından aslında çok da büyük bir ticari ortak değil.

Avrupa istatistik kurumu EUROSTAT’ın verilerine göre 2022 yılında Bosna Hersek’in ithalatının yüzde 5,9’i Türkiye’den gelirken ülkenin yaptığı toplam ihracatın ise sadece yüzde 1,7’si Türkiye’ye yapılmış.

Özkan, “Dolayısıyla bu söylemler hamasi boyutta kalsa bile her iki ülkenin muhafazakâr seçmenleri açısından sembolik önem taşıyor” diyor.

İzetbegoviç – Erdoğan arkadaşlığı

SDA bugün Aliya İzetbegoviç‘in oğlu olan ve 2010-2018 arası iki dönem Bosna Hersek başkanlığı koltuğuna oturan Bakir İzetbegoviç tarafından yönetiliyor. Parti liderinin 2021 yılında evlenen kızının nikah şahitliğini ise “kardeşim ve dostum” dediği Cumhurbaşkanı Erdoğan yapmıştı.

Özkan, “İzetbegoviç ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın abi-kardeş gibi bir ilişki ortaya koyarak duygusal anlar yaşadıklarının televizyonlarda gösterilmesi Bosna’daki Müslüman seçmenleri etkiliyor” yorumu yapıyor.

Bakir İzetbegoviç’in en önemli siyasi rakiplerinden biri olan Fahrudin Radonçiç‘in, Bosna Hersek’te başkanlık seçimini kaybettikten sonra “Ben bu seçimde sadece İzetbegoviç’e değil, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı da mücadele ettim” yorumunda bulunduğunu hatırlatan Özkan, iki lider arasındaki siyasi yakınlığın çok açık olduğunu belirtiyor.

Saraybosna Medya Merkezi’nde (Mediacentar Sarajevo) proje koordinatörü ve araştırmacı olarak görev alan Selma Zulic Siljak da bu görüşü paylaşıyor. Ona göre bu arkadaşlık özellikle seçim kampanyası sırasında medyada sık sık tasvir ediliyor.

Simurg Media kırmızı listede

DW Türkçe’ye açıklamalarda bulunan Siljak, bir siyasi partiyi destekleyen içeriklerin yayın kuruluşlarında sıklıkla yer bulmasının Bosna-Hersek için yeni bir durum olmadığını, ülkede farklı etnik-milliyetçi yayın çizgisine sahip pek çok medya kuruluşu olduğunu belirtiyor.

“Nefret odaklı söylemlerin özellikle seçim dönemlerinde arttığını gözlemliyoruz. Simurg Media’ya bağlı Faktor haber sitesini ise yaydığı dezenformasyon sebebiyle inceliyoruz” açıklamasını yapan Siljak, “Faktor’u kırmızı listeye aldık” diyor.

Bosna-Hersek’te 2022 yılında yapılan genel seçimler süresince medyada çıkan haberlerin analizinin yapıldığı ve Saraybosna Medya Merkezi tarafından yayınlanan “Seçimler sırasında zararlı söylemler” başlıklı bir rapor, STAV ve Faktor’u en zararlı içerikler yayımlayan platformlar arasında gösteriyor. Ayrıca bu iki kuruluşun ana hedefinde muhalefet partileri ve eski SDA üyeleri olduğu ifade ediliyor.

Bosna Hersek Gazeteciler Derneği Genel Sekreteri Rudic de haftalık dergi STAV’da nefret söylemi ve gazetecileri hedef alan haberlere sıklıkla rastladıklarını söylüyor. Rudic, ayrıca basın etik kodunu çiğnedikleri gerekçesiyle STAV hakkında Basın Kurulu’na birçok kez şikayette bulunulduğunu belirtiyor. Bu şikayetlerin çerçevesini ise özlük haklarına saldırı ve Bosna-Hersek’teki farklı etnik kimliklere yönelik düşmanlık olarak çiziyor.

STAV’ın finansmanın nasıl yapıldığının bilinmediği belirten uzmanlara göre, alınan birkaç reklamın halihazırda bulunan geniş bir editör kadrosunu ayakta tutmak için yeterli değil.

Gazeteci ve akademisyen Can Ertuna ise kamu yararı adına yasama, yürütme ve yargıyı denetlemesi gereken, “dördüncü kuvvet” medyanın kamu ihaleleri alan holdingler tarafından yönetilmesinin etik açıdan sorunlu olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

“Aslında toplum adına denetlemesi gereken kurumlarla iş ve para ilişkisi içinde olmak böylesi bir görevin ne kadar yerine getirilebileceği yönünde ciddi soru işaretleri ortaya çıkarıyor.”

Mehmet Cengiz ve Cengiz Holding’in Bosna Hersek Müdürü Utku Gök, DW Türkçe’nin yolladığı sorulara cevap vermedi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*